siyah gelinlik

29/11/2009

Belki mutlu olursun diye sayıklayarak çekildim hayatından. Önce sevdiğin kızıl saçlarımı boyadım siyaha. Bi köşede yağmura söverken bana verdiğin kolyeyi, sen uyurken çektiğim fotoğrafları ve daha nicelerini kaldırdım, en nefret ettiğim renk olan pembe kutuya. Boş duvarlara göz gezdirirken üstümde ne varsa çıkardım. Artık senin olmadığını belki o zaman anlamıştım bilmiyorum. Sadece üşüdüm. Parmaklarım morarıncaya denk taşın üstüne ölü gibi uzandım. Unutmaya çalışıyodum belki de aklımca. Seni her hatırladığımda düşen göz yaşımla güldüm kendime. Her şeye rağmen her şeyimle gelmişken sana, sense o kadar korkmuştun ki yaşanılacak olanlardan, sustun. Gördüğüm simsiyahtı, ben ilk defa gözlerini görememiştim. Önce kızıl saçlarımı boyadım siyaha, sonra sana ilk gidişimi yırttım attım. Küpelerim ellerimde, ellerim kan içinde. Sevdiğin ne varsa çıkarıyorum hayatımdan.
Siyaha dönen saçlarıma bakıp güldüm yine. Sen de olmayan cesaret, benim yeni tabutum olmuştu. Gözlerimi tavana diktim. Benim tek korkum gözlerimi kapatmaktı, seni unutmaktı. Şimdi moraran vücudumla en sevdiğin şeyi çıkarıyorum hayatımdan. En sevdiğini iddia ettiğin bendiysem eğer işte ben kendimi hayatımdan çıkarıyorum. İşte senin yokluğunda ben, siyah gelinliğimle birlikte bu taş oda da en sevdiğin şeyi çıkarıyorum hayatımdan..


Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

yarıçıplak kalbim

13/11/2009

Bilmiyorum belki de artık denememeliyim.Zamana da bırakmamalıyım. Bütün yük zamanın üstünde zaten. “Önünde durmuş, bir erkeğin beni sevmesini bekliyorum”. Onu gördüğümde hiç bişiy eskisi gibi değil. Ya artık bütün metabolizmam alıştı hiç bişi yokmuş gibi davranmaya, ya da kalbim ve vücudum resetlenmeye başladı.bilmem ki. Yoruldum belki de. Hissizleştim ya da.ona karşı duyarsızlaştım. Kalbim inanamayarak bakıyo şimdi bana. Anlamıyorum ki neden? O istememiş miydi unutmamı, bırakmamı. Peki neye sitem?beynim yavaş yavaş silerken her şeyi, kalbim neden bırakmıyo? Suskunlarda yarı çıplak. Ben arınmaya çalışıyorum, o bi köşeye sinmiş yarı çıplak uzanıyo. Bütün hislerim o yarı çıplak kalbimde.zamanın kapısını çaldım, bırak yardım etmeyi daha da incitti. Alay etti benle karşıma geçip.  Güldü. Durmadan konuştum, anlattım. Her şeyimle ayağına gittim zamanın. Ağzıma sıçıp geri gönderdi beni. Dönerken çamurlu yollardan, kalbimi bıraktım bi ağacın altına. Sonra hissizleşti vücudum. Beynim de sağ olsun geri kalmadı zamandan.siliyo sana dair her şeyi.zamanla bir olmuş kalbimi alt etmişler. O şimdi bana bi köşede küs ağlarken ben de sana dair ölümleri seyrediyorum geceye gömülmüş.son kere önünde durmuş sana bakarken sessiz çığlıklarmla, sen sırtını çoktan dönmüş gidiyodun.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

anahtarcı

2/11/2009

Rengarenk balonları vardı. İstedi ki ona uçurabilsin hepsini.Gökyüzüne kaldırdı kafasını. Hepsini bıraktı gri sevdaya. Bir dilek tuttu kendince. Omuz silkercesine yürüdü ıslak iskeleye. Vardı söylemek istedikleri. Her seferinde susması, incinmesindendi elbet. Ama bilmiyordu ki arkasında onun olduğunu. Oğlan gelemedi, korktu. Onun sevgisinden değil, kendi sevgisinden korktu. Kız iskelede kaldı, oğlan çamurda. Her bekleyişi kirletti biraz daha ona gidişlerini. Dönüp arkasına gidecekken kıza baktı son kere. Kız sessiz isyanlarını gözyaşına çevirmişken bilmiyordu onun arkasında olduğunu. Dünyaya olan nefretinin içinde boğulan oğlan yavaşça yürüdü kıza. Gride kaybolan balonların yasını tutamadan kalktı ayağa, döndü arkasına. İkisi baktı birbirine. Sustular. Oğlan çamura bulanmış kırmızı balonu kıza uzattı. Kız balonu griye bıraktı. İkisinin de ihtiyacı yoktu ona. Birbirlerine ait iki insan… o iki insandı sevgi denilen şey..

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

o kadın ve o adam

15/10/2009

Bir adam ve bir kadın
Aynı ipin cambazları
Biri pusulasını kırmış, aşağa düşmekte
diğeri ipini kesip bırakmış kendini rüzgara
rüzgardı onları birleştiren
ve yine rüzgardı onları ayıracak olan
Önce vücudlarını tanıdılar, sonra ruhlarını
Aynı hızla çarptıkları kayalara sapladılar bedenlerini
ikisi öylece baktı birbirine
önce adamdan düştü 1 damla
kadınsa çoktan kafasını çevirmiş
Bir kitabın hayal kahramanları olamadılar
Adamın elinden tuttu bir başka kadın
Kadınsa yok olan elini saklamış sandığa
Bi Sheakespeare vardı onları anlayan
Artık ne bir sheakespeare kurtarabilir onları
ne de kilitli sandığın anahtarı...
Geriye her yıl yıldız kaydıran bir çocuk kalmış
Bir elinde kırık pusula diğerinde küflenmiş ip...

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

olmadı işte

15/10/2009

     Olmadı işte. Unuttum dedim. Onu bile beceremedim. Ne seni sevmeyi becerebildim ne de unutabilmeyi. Durdum. Sustum. Kalbimi dinledim. Belli ki bana küsmüş. Sorularımla baş başa bıraktı beni. Kızdım. Kavga ettik sonunda. En son bana “korkaksın” dedi. Güldüm.Şaşırdı.  Ona değil, kendime güldüm ben oysa. Haklıydı çünkü. En adi korkağın tekiyim ben. Sana bakmaya bile korktum ben. Sonra bir gece seni izledim. Karanlıktı, yanımdaydın. Önce yavaşça döndüm sana. Ellerim soğudu, kanım damarlarıma basınç yapıodu. Soğukta kalmışım gibi titriodum. Halbuki o kadar sıcaktı ki. Baktım. Seni seyrettim uzunca. Ağzıma hafif bi gülümseme yayıldı. “Bu kadarı bile yeter bana, teşekkür ederim” dedim ona ama beni duymadı. O hiç bi zaman beni duymadı, görmedi. Kalbim başını kaldırıp bana baktı. Sanırım acıdı. Geldi yanıma oturdu, teselli namına. Ona aitti halbuki niye hala burda? Saatlerce oturduk, konuşmadık. Onu özledim diye fısıldadım. Bir damla yaş aktı.
     Maskelerin ardına saklanmaktan sıkıldım. Onu sevdiğimi bile söylemekten korktum. O bencil hayvanı sevdiğimi söyleyemedim kimseye. Bir tek o, kalbim biliyo. Sonra bi müzik başladı. Bana bakıp gülümsedi. Ben de gülümsedim. O yok artık. Gitti. Onla sarhoş olmadan, yaralarını kapatmadan… Gitti. Derin bir nefes çektim. Onu kokusunu anımsadım. Bak gene gülüyorum. Kalbim delirdiğimi düşünüo. Ama delirmedim. Yanımdayken o kadar çok uğraşmıştım ki kokusunu hissetmeye. Ama olmadı. Her defasında çektiğim nefesi ciğerlerim geri verdi. Onun kokusunu içime çekmeme izin vermediler. Şimdi nasıl oluo da vücudum her santimetresinde onu hissedebiliyorum? Ağladım…
Bağırdım… Kalbimi kovdum yanımdan. Bu oyunu kim yaptıysa bana, tek tek sırtımı çevirdim.
Önce nefesimi kesmeliydim. Ve işte en çok olmak istediğim, en çok ölmek istediğim yerdeyim.
Üşüdüğümü sanmıştım ama hissizleşti vücudum. Kulağımda o müziğin boğuk sesi… “Yapma” dediler, güldüm. Parlak bir ışık vardı yüzeyde. “Acaba deniz fenerinin ışığı mı “ dedim kendi kendime. Artık bi önemi yok ki. Gözlerim yandı, sımsıkı kapattım. Karanlığa gittim, daha da, daha da en dibe gittim. Hiç de beceremezdim dalmayı. Şaşırdım. Yavaşladım. Bitiyo sanırım. Bacaklarımı karnıma çektim, ellerimi etrafına doladım. Annemi düşündüm. Öksürdüm, ağzımdan sular çıktı. Vücudumla su birbirine geçti. Bir oldu. Onla olamadığım tek şey oldular. Güldüm gene.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

yarım

15/10/2009

     Senin için yazdığım bütün kağıtları yırttım attım. Evet, onlardan bir hikaye çıkardı ama benle ilgili bir hikaye çıkmazdı. Ben hiçbir zaman senin olduğun yerde olamıycam. Senin yanında sadece bir süs eşyasıyım ben.
     Bugün son kere bir şiir yazdım. İçinde sen varsın ve ben varım. Biz lafını hiç kullanmadım. Ben şiir yazdım, sen  benim olmadın. Heceler bile karşı buna. Uyak da tutturamadım. Edebiyat kurallarının içine ettim, seni var edebilmek için. Okudum. Ve param parça ettim.Aynı beni ettiğin gibi.  Ellerim titredi ama çöpe attım onları. Geri kalanların aynısı ona da oldu. Kendimi deniz kıyısında buldum sonra. Elimde bir sürü taş… 
     İlk taşımı gidebileceği en uzağa, gücümün yetebildiği kadar fırlattım.Sonra yavaş yavaş önüme atmaya başladım. Su bulandı hep. Benim yüzüm bulandı. Yoktum. Deniz bile kabul etmiyoken sen nasıl ediceksin ki? Ama sevdim… Küçücük aklımla, el kadar kalbimle sevdim. Sana verebileceğim bişiyim yoktu kalbimden başka. Onu da verdim zaten. Boş… Kocaman bir boşum şimdi. Bir taş daha attım. Derin bir nefes çektim. Elim kanıyo. O kadar çok sıkmışım ki taşları . Yere düştüler, avucumu açtım. Bir de bu eksik.
     Yavaşça ilerledim. Medeniyetten kalma her şeyi çıkardım üstümden. Ellerimi kurumuş yosunlara dayadım. Ayaklarımı suya batırıp, kafamı hiç görmediğim maviye kaldırdım. Çırılçaplak bedenimle
savaş veriyorum soğuya. Hem soğuya hem sensizliğe. Yavaşça ilerledim, kaybolayım istedim.
      Gece yanımda şimdi. Senin sarman gereken vücudumu o sarıyo. Tek istediğim farketmendi beni.
Her şey zor. Ben bir küçük kutuyum şimdi. İstediğin zaman açıp dans eden küçük bir oyuncağım. Gerçi paramparça ettin beni. Sen o küçük oyuncağı sevmiyoken zaten beni nasıl sevecektin ki?  Kulağımı dayadım ona. Bana bir şarkı fısıldadı. Sözleri çok tanıdık. O şarkıda da biz yoktuk. Ki zaten biz hiçbir zaman biz olamamıştık ki!


Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

istiklalade yürüyorum yorgun

15/10/2009

İstiklalde yürüyorum yorgun
bacaklarım ağır
uzaktan çok tanıdık bir şarkı geliyor kulağıma
eskilerden olsa gerek
ezberimdeki sahneler birer beliriyor beynimde
saniye saniye hissettim
Ben bendim sadece
Küçüktüm, anlamazdım belki
Beynim gene oyunlarda
İp atlar gibi ordan oraya savurdu beni
Küçük bir şehrin içinde, yolculuklarda kulağım
Büyümem gerekiyodu, büyüdüm
Ama kaybettim şarkımı.
Önce nakaratını unuttum
Sonra bana bakarak söylediğin ilk satırı
Ben senle olmak istemiştim
Ama ben bendim sadece
Senin için diktiğim 9 kiremiti
Bir toptu etrafa yıkan
En sevdiğim oyunun kötü karakteriyim şimdi
Ne onları bidaha dikebildim
Ne de şarkımı hatırlayabildim
o küçük şehirde bıraktım beni
Giderken arkama bile bakmadım
şimdi onun -benim- elinde kopuk bir ip, kırık 9 kiremit
bense onun için yakılmış bir ağıt



Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

zaman, ay tutulmasıydı

15/10/2009

Şimdi öldüm istanbulda , ay tutulması duyulunca
son kere kaldırdım kafamı ona
ay dünyaya tutuldu ben ona
korku yok ki cesareti çağırayım
benim cümlelerim bitti
virgüllerin ağzına sıçıp, o hiç bitmek bilmeyen üç noktaları sildim hayatımdan
keşke dememek için çağırdım onu son kere
zaman ay tutulmasıydı
ve kim bilir daha kaç kere var olacaktı
o dünyaya hasret, dünya kendi aleminde
önce ay tutuldu, ben nefesimi sakladım
sonra onu terk etti ve ben nefesimi tuttum
o gitti
ben durdum
sonra merdivenleri indim üçer beşer
bir şey söylemek için değildi ki
sadece son kere bakabilmek için
zaman ay tutulmasıydı
ben ona tutuldum o başkasına


Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

saklambaç

15/10/2009

     En sevdiğim oyunda hep ebe oldum. Ben seni aramaktan hiç vazgeçmemiştim ki. Zaman verdim ona, buna, kendime, sana. Saydım saniyeleri, dakikaları. Öyle uzun bir zamandı ki her seferinde en kuytu yere, en uzağa gittin. Bir ağaca gözlerimi yumdum. Açtığımda sen olacaktın karşımda, olmadı. Bi daha yumdum gözlerimi. Gene yoktun. Salıncaklar boştu, zincirleri çıkmıştı. Kaydırak küflenmiş, Çukurlar suyla dolmuş. Bir adım attım, battım. Bir adım daha. Her yerim çamur oldu. Arkama döndüm, duvarın arkasına baktım. Tanıdığım yüzler vardı. Ama sen yoktun. Güldüler bana. Sağıma döndüm, yürüdüm kaydırağa çıktım, belki yüksekten görürüm dedim. Ayağım kaydı yere düştüm.
Burnum kanamaya başladı. Ama baştan başlamalıydım. Ağaca yumdum gözümü. Saydım. Soluma döndüm, ağaçların arasına gittim. Hava karardı. Korkmadım. Ağlayan bir kız gördüm. Yanına gittim.
Kafasını kaldırıp bana baktı. Elimi uzattım, tuttu. Beni bi ağacın önüne getirdi. Yumdum gözümü. Ben saymaya başladım. O ise bir şarkı mırıldandı. Ama ses de uzaklaştı benden. Gözümü açtım. Yoktun.
O da yoktu. Bir adım attım, çamura battım. Büyük bir çamur. Çıkmaya çalışıyorum, daha çok batıyorum. Kafamı kaldırdım seni gördüm. Yanında o küçük kız. Ve diğerleri… Sendin, hayal değildi. Elimi uzattım, tutmadın. Yalvardım, sesim çıkmadı. Daha da battım. Saklambaçlı yollarım bitti, seni buldum ama ağaca gidip elimi koyamadım. Battım.Gene ebe oldum. Gözlerimi yumdum. Son gördüğüm sadece siyahtı. Çırpındım. Olmadı. Bu sefer oyun bitti. Hiç kazanan olmadım ki. Ama ben seni aramaktan hiç vazgeçmemiştim ki.


Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

kadınım

15/10/2009

Yeşil mantoydu evet seni ilk gördüğümde,
bir düğmesi eksik, arabanın kondurduğu çamur…
aramıza giren arabaların ardından, kadınım…
kaldırımdan indim sana doğru
sense dilenciyi kovmakla meşgul,
incilerin döküldüğü yerdi sana dokunuşum
ki sen beni görmedin ki…
neye kimeydi bu telaş
başımı döndüren bu koku kime, kadınım…
ben köşeden döndüm ardına düşen ağır bacaklarım
bilmediğim sokaklara selam edip peşinde avare
yanan kırmızı ışık olmalıydı, bana çalan onca kornaya aldırmadan
yağan yağmura inat kimeydi bu telaş
kimleri öptün , kokunu kimler içine çekti, kadınım…
sürdüğün kırmızı ruj, bana hiç bırakmadığın aynadaki notlar
küflü demir bir kapı, beş bin kata çıkan dönen merdivenler
kırılan topuk muydu geride bıraktığın iz, kadınım…
hızlı nefes alış verişler, artan kalp ritimleri, yorgun düşen bacaklar
kime kadınım
ve beni geri çağıran şarabıma inat, kime gidişim
titreyen avucumdaki incileri kalbime sunarken,
ben alkolden parmaklıkların sigara yanan pencerelerinde kadınım
sana olan son gidişimi kutluyorum…

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
« Önceki -

ÖYLESİNE

erkek sevmemeyi seçti, kadınsa sevmeyi...

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro