Oyuncaklarım yerine elimde bir bıçakla dolaşıyorum şimdi
15/10/2009
Bileğimi tuttum sımsıkı. Ağrıyodu. Bi kenara büzülmüş yatıyodum. Babam geldi sessizce, elinde krem. Yavaşça uzattım kolumu. Ağlamaya başladım. Küçüktüm daha. Canım acıdığından değildi ağlamam. O yanımdaydı. Önce ağladım diye kızdı. Sonra beraber kolumu ovarken fotoğraf çektirdik. Ağbim, sen, ben Güldük. İçerde bir sürü misafir… İçerde bir sürü iki yüzlü…
En çok senle dans etmeyi özledim. Küçüktüm ve daha büyücektim. Ve ilk danslarımı senle yapıcaktım.
İlk sevgilimi sana anlattım. Heyecandan ellerim terlemişti. Aramızdaki ilk sırdı.
Oyuncaklarımla oynamalıydım. Ağlamak yerine gülmeliydim. Korkuyu sadece öcü diye bilmeliydim.
Çok korktum baba. Bu yüzdendi benim isyanlarım ona. Ama böle olmasını da istemedim ki. Çocuktum. Küçüktüm daha. Aptal küçük bir kızdım. Oyuncaklarımın kaybolmasından korkmalıydım, üzülmeliydim. Ben sensiz kalmayı istemedim ki. İnsanlardan soğudum baba. Onların iki yüzlülüklerini görüp, ters çevirdim yüzümü. Senden öğrendim ben güveni. Ama gene senden öğrendim güvenin yol açtığı iki yüzlülükleri. Boşver baba, hepsi geride kaldı. Biz bize kalsak da bu dünyada biz, bize yeteriz dimi baba?
İğneden korkuyorum baba. Beni sen götürürdün doktora. Üzülmemem içindi tüm süprizler. Küçük kızındım. Halbuki beni ne kadar çok beklemiştin. Ben de çok bekledim baba. Bazı şeylerin değişmesini o kadar çok beklemişim ki zamanın nasıl geçtiğini anlamamışım. Bir tek ben kaldım geriye. Korkma baba! Ben artık hiçbir şeyden korkmuyorum ki. Ne o iğnelerden, ne iki yüzlü insanlardan… Artık hiçbir şey acıtamaz canımı. Yeterince acı yaşadım ben. Beni büyüttün. Büyüdüm. Artık kendim sarıyorum yaralarımı. Bileğim acıyınca ağlamıyorum. Kimseye sevdiğimi söylemiyorum. Güvenmiyorum insanlara. En yakınlarıma bile döndüm sırtımı. Onlar gibi oldum baba. İki yüzlü oldum. Oyuncaklarım yerine elimde bir bıçakla dolaşıyorum şimdi. Bir kaçı hariç ama. Daha ne kadar yanımda olurlar bilmiyorum. Ne zaman bıçaklarını çıkarıp saplarlar bedenime bilmiyorum. Oluk oluk kan akar… Onlara dair her şeyi vücudum geri verir. Sonra alırım iğne ipliği canım yana yana dikerim açılan yaraları. İsyan ederim gene ona. Ama yaşadıklarımdan dolayı değil, senle yaşayamadıklarım için. Yağmur yağar belki o sırada. Çıkar dışarı ıslanırım. Seni düşünürüm. Belki bi kaldırıma oturur ağlarım. Gerçi artık kas katı vücudum. Gözlerim taşlaşmış. Hiçbir akıntı delemez onları. Seni düşünürüm. Gene isyan ederim ona. Anılarım canlanır. İsyan ettim diye cezalandırır beni. Ne kadar kötü anı varsa aklıma gelir birden. Beynim kafamın içinde baskı yapar. Delirdiğimi düşünürüm. Ve düşerim yürürken. Kronik diz ağrımın içine eder bu düşüş. Ama acımaz ki canım. Daha ne kadar acıyabilir ki? Ne acıtabilir ki artık canımı?
Seni düşünürüm. Başımı eğerim. Annem gelir bu sefer aklıma. İşte o zaman kalbim dışarı çıkcak gibi olur, sığmaz oraya. Acıdan nefesim kesilir. Bana ait olmayan bu ağızdan bir çığlık yükselir. Taş kesilen gözlerim param parça olur. Bütün dikişlerim patlar. Her yer kan… Yere düşerim. Tırnaklarımı yediğim parmaklarıma bakar, ağlarım. Bi o tutardı ellerimden. O öğretti bana dikiş dikmeyi. Ama beceremedim baba. Bütün dikişlerim söküldü. Gücüm de kalmadı ki dikeyim yeni baştan. Yağmur telafi edecek, götürecek vücudumdan kanları. Kanları ve tüm pislikleri… Dinmeseydi eğer. Dedim ya bi ben bi siz. Boşver baba. Üzülmüyorum artık. Boşver yağmur da dinsin.
PINAR DEMİREL
31.05.09
Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır